SERAMİK

       SERAMİK SANATI

       Seramik sanatı insanla birlikte gelişmeye, değişmeye ve gelişmeye başlamıştır. Seramik tarihinin derinliklerinden bu yana insan hayatında önemli bir rol almış, aldığı bu rolün önemi açısından ve ürün çeşitliliğinden dolayı son derece önemli ve geniş bir alanı kapsamıştır. Seramik sanatı ilkel dönemlerde kullanım amaçlı yapılan kap gereksinimlerinin yanı sıra küçük heykelcikler ile ortaya çıkmış mütevazı bir sanattır. Yapılan bu eserler çağlar geçtikçe ifade olgusu olmaya başlamıştır.

        Hayatımızda yer alan seramiğin sanat haline gelmesi, sanatçının sanatını ifade etmek için bu yöntemi kullanması onun eserini tartışılır kılmayarak sanatçının sahip olduğu özgün kişiliği, seramiğin bir sanat olarak ortaya koymasını sağlamıştır. Sanatçı; seramik ve seramiğin teknolojisini kullanarak sanat objesini yaratmıştır. Bunu yaparken seramiğin kendi sağladığı imkânları değerlendirme imkânlarına sahip olmuştur.

         ‘Seramik sanatların hem basiti hem de en gücüdür. En basitidir, çünkü en ilkelidir. En gücüdür, en soyutudur. Tarihte sanatların en eskilerindendir. İlk kaplar, topraktan çıkarılan kaba balçığa elle şekil verilip bunların güneş ve rüzgârdan yapılıyordu. İnsan yazıyı tanımadan, edebiyat ve hatta dine varmadan önce bile bu sanat vardı ve o zaman yapılmış kaplar ifadeli biçimleriyle bize hala etki yapar. Ateşin bulunup insan kaplarını daha sert  dayanıklı yapmasıyla ve çarkın keşfedilip çömlekçinin eserlerine ahenk ve yükselen bir hareket vermesiyle çok soyut sanatın başlıca şartları ortaya çıkmış oluyordu. Başlangıçta mütevazı olan bu sanat gelişerek M.Ö. 5. Yüzyılda dünyanın en duygulu ve kültürlü kavmini en iyi tanıtan sanat oldu… Bir milletlin sanatını, dayanıklılık derecesini seramiği ile ölçün. Bu emin bir dayanıklılıktır. Her türlü benzetmeden ayrılmıştır. Ona en yakın gibi görülen heykelciliğin bile gayesi: ta baştan beri benzetmedir ve işte bu bakımdan beklide biçimi ifade etmekte daha az serbesttir. Seramik sanatların en soyut şekilleridir.’